Aleviler, dualarına "BİSMİ ŞAH" (Şahın adıyla) diyerek başlarlar. Peygamber efendimizde ahidnamelere "Bismikellahümme"(Ya Allah senin adınla) ile başlardı.
www.vbulletin-turko.com - Bismişah'ın anlamı...
Neden Allah'ın adıyla değil de, B harfini esas alan bir kelime ile başlanmıştır? Hz. Mevlana'nın Mesnevisinde de aynı başlangıcı görürüz. Mesnevi de Allah'ın adıyla diye bir başlangıcın olmaması, Tanrı aşkıyla dolu olan ve ona aşık olan Mevlana Besmelenin kutsiyetini kavrayamamış mıdır? Besmelenin yerine "Bişnev" (İşit) sözüyle başlaması Mesnevi bilginleri araştırmış ve bulmuşlardır; "Bişnev" yani, işit sözü B harfi ile başlamaktadır, bu besmelenin yerini tutabilir. Çünkü, velilerin sözü sembollerledir. İlimde derinleşmiş olanlar o velilerin sırlarına vakıf olabilirler. Cahilin o sırrı anlaması veya ermesi mümkün değildir, zaten onların işi cahillerle değil kendini bulmuş olanlarladır. B İslam'ın mukaddes harflerindedir.
Hz. İmam Ali'nin: "Kur'an da ne varsa Fatiha da, Fatiha'da ne varsa Besmele'de, Besmele de ne varsa başında ki B harfindedir" buyurması buna delildir. Hz.İmam Ali, buna ilave olarak "B harfinde ne varsa altındaki noktadadır. Ben B altındaki noktayım." Böylelikle B'deki kutsiyeti ifade etmiştir. Tasavvufçular ve batiniler de B’nin Muhammed, altındaki noktanında Ali olduğunun sırrına vakıf olmuşlardır. Hz. İmam Ali: "İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır," demesi o kutsiyetin önemidir."

Ama o sırra vakıf olmanın da bir bedeli olarak da canlarıyla ödemişlerdir. Çünkü, cahil onları anlayamamış, şeriatın katlidir deyip söyleyenleri ve bilenleri linç etmişlerdir. Nokta her şeyin başı ve sonudur. Çizgiler noktaların birleşiminden meydana gelmiştir. Yüce kitabımız Kur'an da "Evvel odur, âhir odur, zâhir odur, batın odur" diye buyurmasının sırrını düşünmek lazımdır. Hz. Mevlana, Besmele'ye “bişnev” sözüyle başlamışsa, Aleviler de bu sırra vakıf olduklarından dolayı dualarına "Bismi şah" diye başlamalarının sırrı budur.

Bismişah dedim başladım işime
Hem şahımsın, hem dergâhımsın ya Ali.
Şah Hatayi

Kaynak: Ali Rıza Uğurlu Dedem
(alıntı)