Alevi değiliöm ancak alevi olmak istiyorum

0 oy
13 Şubat 2014 Alevilik Genel kategorisinde misafir sordu
merhaba sevgili alevi büyüklerim. yaşım 14. ailem sünni. ben de sizler gibi alevi olmak istiyorum. lakin çevre baskısı vb. gibi nedenlerden dolayı bunu dile getiremiyorum. ailemin pek kızacağını sanmam. bandırmada yaşıyorum. lütfen yardım edin. aleviyim demekle olunur mu, yoksa bunun için bir şeyler yapmam mı gerekir ? cevaplarsanız sevinirim. dipnot: alevi olunmaz,doğulur diyenler lütfen cevap yazmasın. ben bununla yanıp tutuşuyorum.

1 cevap

0 oy
20 Şubat 2014 misafir cevapladı
Sevgili Can. -Alevilik,egemenlik değil ve Hz Aliyle akraba olma anlamına gelmez.Tabiki Alevi olabilirsin. -İnanç topluluğumun değerlerine saygımla Ehl el Beyt (12 imam) sevgisini yüreklerinde taşıyan Alevilik adına görüşümü, Değerli Bilge Mihrac Ural Arkadaşımın bir not'uyla aktarmak istiyorum. Öncelikle bilinmesi gereken şey, bir inanç topluluğu kendini tanımlarken birçok açıdan zorluklarla karşı karşıya kalır. Hiç bir din, hiç bir mezhep kendini oluşum, çıkış anında isimlendirmemiştir. Kendini birçok kelimeyle tanımlamaya çalışmış zaman içinde öne çıkan, yaygınlaşan ve topluluğunun oluru içinde olan isimle anılmaya devam etmiştir. Gücüne ve etkinlik alanına bağlı olarak da topluluğun kabulü içindeki isim geçerli olmuştur. Buna rağmen birden çok isimle anıldığı da olmuştur; Musevilik > Yahudilik, Hıristiyanlık > İsevilik, Muhammedilik >Müslümanlık > İslam gibi. Bunu tüm dinlerin mezheplerinde, zaviyelerinde, tarikatlarında görmek mümkün. Bu hallerde şahıs ve yer isimleri, topluluk kabulü ya da topluluk dışı etkilerin dayatmasıyla oluşan, resmi yazında da yerini alan isimlendirmeler yerlerini alırlar. Ancak, Musevi, İsevi, Muhammedi gibi isimlendirmeler, dinin kurucusuna hürmeten hala kullanılsa da dinin adı olmaz. Musevi > Yahudiliktir, İsevi > Hıristiyanlıktır, Muhammedi > İslam´dır. Mezhepler ise kurucuları adına hürmeten adlandırılsalar da (Maliki, Hambeli, Şafii, Hanefi) tümüne Sünnilik ya da kendi farklılıkları içinde Şiilik denilerek, mezhep adlandırması yapılır. Bu Alevilik içinde ( Bektaşilik, İmamiyecilik, Kızılbaşlık, Tahtacılık, İsneaşarcılık, Ehlibeytçilik, Ali-Allahiyecilik vb) geçerlidir. Bu noktada önemli olan topluluğun ve toplulukların bu tanımlamayı benimsemiş olmasıdır. Yani genel kabul görmesidir. Sonuçta, kendi yazılı belgeleriyle de her din ve her mezhep bu isimlendirmeyi, kabul sınırları içinde algılamış olur. Bu, semavi dinler ve teferruatları için olduğu kadar, farklı kökenli dinler için de öyledir. Hz peygamberden aktaran Abbas İbni Abdulmuttalip (Peygamberin amcası), Peygamberin yanındaydım, Ali ibni Ebu Talib gelmişti, onu görünce gülümsedi, ona bu çocuğu görünce neden gülümsedin diye sordum. Dedi ki: “Amcam, Allahın O´na sevgisi benden daha çoktur. Hiçbir peygamber yoktur ki zürriyeti kendinden olmasın illa ki benim zürriyetim (soyum) Ondandır. Kıyamet günü insanlar kendi adları ve analarının adlarıyla çağrılınca, sadece Ali ve taraftarları kendi adları ve baba adlarıyla çağrılacaktır.” Peygamber bu sahih hadisle de, açıkça Hz Ali ve onun taraftarları, yandaşları, destekçileri, dün de bu gün de onunla olan Aleviler soy ve asalette güvenilir olmalarıyla kıyamet güne cennete çağrılacak olanlardır diyor. Ali´nin şiasından (taraftarlarından) söz ediyordu. Henüz Alevi kelimesi yoktu. Bu meyanda, çok sonraları “ilk Aleviler” diye adlandırılan Hz.Ali´nin en yakın arkadaşları da şunlardı, ”Selman elFarsi, Mikdat bin el-Esved el- Kindi,, Abuzer el Ğifari, Bilal el Habeşi, Ammar bin Yaser” (bkz M.E. Galip Tavil, “Arap Alevileri Tarihi” s: 52). Bu satırların yazarı konunun kaynaklarından en iyi şekilde anlaşılması için verileri olduğu gibi aktarırken, bütünsel olarak ne dinin ilkeleriyle ne de bu ilişki ağlarının sonuçlarıyla ilgili bir yorumda bulunmamaya özen gösterir. Bu alanın uzmanlara ayrıdır. Benim yapmaya çalıştığım, Alevilik tanımlamasının tarihteki gerçek anlam ve başlangıcına işaretten ibarettir. Bu nedenle, normalde de olan hadislerin çok dikkatlice aktırılması gerçeğine daha da hassasiyetle bağlı kalmanın gerektiğine inanıyorum. Kendimizden bir şeyler katarak yapacağımız şey ancak tarihin yorumu olur. Tarih olmaz. En eski kaynak olarak Peygamberin hadisinde “Şiit Ali” (Ali taraftarları) olarak yapılan belirlemeyi, o günden bu güne Ali taraftarlarının önemle sahiplendiklerini ifade edeceğim. Arapçada Ali şiisı olarak telafuz edilen veri, bu günün Şii mezhebiyle de ilgili bir tanımlama değildir. Kelimenin gerçek anlamdaki tercümesi itibariyle Ali taraftarlarıdır, yandaşlarıdır, onaylayıcıları, destekçileridir. Anadolu Aleviliği, Hacı Bektaşilik üzerine araştırmalarıyla bilinen ve çok önemli bulguları olan Hamza Aksüt “Aleviler” başlıklı kitabında şu belirlemeyi yapıyor; “Alevi terimi, Peygamber ölümünden hemen sonra ve özellikle Osman´ın öldürülmesi sırasında Ali´yi tutan topluluklara ‘el-Aleviyye´ denmiştir. Ömer ve Osman´ı tutanlara ise ‘el-Ömeriyye´ ve ‘el-Osmaniye´ denmiştir. Görüldüğü gibi, Alevi teriminin ortaya çıkışı, Ali soyundan olanlar için değil, Ali´yi tutanlar, Ali´ye bağlı olanlar anlamındadır. ‘Şiat Ali´ (Ali yandaşlığı) en geç Peygamberin ölümünden beri var olmuştur” (Hamza Aksüt, “ALEVİLER” Türkiye-İran-Irak-Suriye-Bulgaristan s: 21). Hz. Ali, 24 Ocak 661 Abdurrahman ibni Mülcem adlı bir harici tarafından namaz kılarken zahiren öldürüldü. Ehlibeytin 1. İmamı ve İslam´ın, Kur´an-ın mana ve özünün, mesajının ve gerçek fiilinin temsilcisidir. Dünyasal hiçbir çıkar eğilimi taşımayan insanlığa gelen rahmetin temsilcisidir. Hz Ali ve Şiası, dünyasal imparatorluk kurmak isteyen ve bu amaçla vahiyi, hadisi maddi çıkarları için yeniden tefsir ederek yorumlayıp abartama ve yalanlarla şeriat haline getirenlere karşı İslam´ın cevherini özünü savunarak direnmiştir, İslam mesajı yayılırken onun en büyük düşmanları olanlar, İslam zafere kavuşunca içten onu ele geçirmeye çalıştılar. Eski inançlarına dönemediler ancak, İslami eski inançlarının maddi çıkarları için gördüğü işleve koştular. Peygamberin öldükten sonra an iktidar kavgaları başladı, İslam´ın manasında yer alan barış yerine, cihadı talan ve çapulculuk olarak yürürlüğe sokup her yerde insanlığa karşı bir vahşet yürüttüler. Bu vahşet, öncelikle Ehlibeyte yöneldi ve Hz Ali´nin şiasına uygulandı ve dünden bu güne süren kıyımların ilk sahnesi böylece açılmış oldu. İslam´a ait sorunların tümü bu saflaşmayla birlikte bu güne geldi. Bu makalenin konusu, Alevi inanç topluluğunun adlandırmasıyla ilgili olduğu için farklı detaylara girilmeyecektir. Alevi kelimesi üzerinde durulacak ve bununla ilgili bilgiler aktarılacaktır. Bu kavram bin yılı aşkın bir süredir kullanılan bir kavramdır, ciltler dolusu yazılara şiirlere divanlara işlenmiştir. Aliyle ilgili olması itibariyle de bu araştırmalarım esnasında benim de ilk kez öğrendiğim şu bilgiyi okurla paylaşmayı uygun görüyorum. Ali adı Arapçada ve yeryüzünde ilk kez Hz Ali´ye verilmiş bir isimdir. Ali taraftarı (Şiit Ali) anlamında “Alevi” adının Hz. Muhammed´in Ğadir Hum biatında Hz. Ali´yi müminlerin emiri ve kendisinin vasisi olarak ilan etmesi ardından başlayan süreçle birlikte bu kavram yayılmaya ve Hilafet sorunları derinleştikçe artan oranda kullanmaya başladığı bilinir; “Ya eyyehel müslimun, elesta avla bikom min enfisukom. Fa kalu ‘bela ya rasul Allah´. Fe kal “Allahumma men kuntu mevlah fa haza Aliyyun Mevla, Allahumma vali men vala va 3adi men adah va´n sur min nasarahu ve´h zel men hezelehu ve ediyr el hakka ma3ahu keyfa ma dar” Üç kez tekrarlanır” (18 Zülhicce 10 H – 8 Mart 632) Türkçesi; “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır, Allah´ım ona dostluk edene dostluk, düşmanlık edene düşmanlık, yardım edene yardım et, onu ortada bırakanı ortada bırak ve kendisi nereye yönelirse hakkı da oraya yönelt.” Veda haccı dönüşünde, Ğadir Hum mevkiinde tüm Müslümanlara hitaben yapılan bu ilanı, Alevilikle ilgili makalemizin başlangıç noktası olarak alacağız. Ali şiası (taraftarları) peygamberin de üzerinde durduğu bir söylemdir. Ancak bu, bu gün söylendiği gibi Aleviyyun (Aleviler) olarak dile gelmemiştir. Tarihe bu günden bakıp Ali şiası tanımlamasını Aleviyyun (Aleviler) olarak yazmak ya da okumak anlam açısından doğru olsa da kelimenin olduğu gibi kullanılmasıyla ilgili bir tarih tespiti yapmak açısından gerçekçi bir yaklaşımı değildir. Konuyu uzatmamak için, ayrıntılara da boğulup tarihi bu günün gözüyle hareketlendirmemek için, ana kaynağından iki alıntıyla bu türden zorlamaları g
Hoş geldiniz, Alevilik hakkında merak ettiğiniz herşeyi sorabilir veya sorulan bir soruyu cevaplayabilirsiniz.
...