M.KEMAL'İN Ögretmeni Şemsi Efendi

0 oy
2 Mayıs 2012 Atatürk Köşesi kategorisinde EndLess (1,980 puan) sordu
M.KEMAL'İN ÖĞRETMENİ ŞEMSİ EFENDİ image Atatürk'ün İlk Öğretmeni Şemsi Efendi (1852-1917) Türkiye´yi yönetirken ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak istediği Türk milletine önderlik ederken eğitim, öğretim ve öğretmenlere çok önem veren ve özel bir ilgi gösteren Atatürk´ün yetişmesinde, görmüş olduğu eğitim ve öğretim yanında ders aldığı öğretmenlerinin de yeri ve rolü büyüktür. Onun ilk ve orta öğrenimindeki öğretmenleri arasında ilkokul öğretmeni Şemsi Efendi, askerî rüşdiyedeki Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey, askerî idadideki kitabet öğretmeni Mehmet Asım Efendi, tarih öğretmeni Topçu Kolağası Mehmet Tevfık Bey1 ile askerî rüşdiyedeki öğretmeni Osman Tevfık Bey hatıra başta gelen isimlerdir. Her insan gibi Atatürk´ün de fikir yapısının oluşmasında ilk etkide bulunanlar, ailesi ve öğretmenleri olmuştur. İşte bu öğretmenlerin birincisi olan Şemsi Efendi, Türk eğitiminde başardığı işler yanında, çocukluğundan itibaren onun hayatına yön vermesi bakımından da büyük bir öneme sahiptir. Şemsi Efendi´nin hayat hikâyesinin yazılmasının bir ihtiyaç olduğunu ilk defa 1943 yılında Ali Canib Yöntem ifade etmiş olmakla beraber onunla ilgili ilk biyografik bilgilere daha 1912´de Osman Şevki Efendi´nin neşrettiği bir ders kitabında rastlanır. Bundan sonra 1938´de Emekli Korgeneral Galip Pasiner, Şemsi Efendi ile ilgili hatıralarını bir gazetede yayınlamıştır. Osman Şevki Efendi´den hareketle Faik Reşit Unat 1963´te, herhangi bir dipnotu vermeksizin ve İsmail Eren ise 1967´de Osman Şevki´yi belirterek birer makale kaleme almışlardır. Son olarak da 1981 yılında Yahya Akyüz, Pasiner ve Unat´ın ifadelerini esas alarak bir senteze varmaya çalışmıştır. Ancak Şemsi Efendi ile alâkalı söz konusu makalelerde arşiv belgelerine ve salnamelere hiç yer verilmemiştir. Bu yazıda resmî belge ve yayınlar yanısıra diğer kaynaklardan da yararlanma yoluna gidilmek suretiyle hem Şemsi Efendi´nin hayat hikâyesi ve eğitimci kişiliği, hem de Atatürk´ün ilk eğitimini nasıl bir öğretmen ve okuldan almış olduğu daha açık bir biçimde ortaya konmaya çalışılacaktır. HAYATI Şemsi Efendi, 1852 yılı civarında doğdu. Fakir bir ailenin çocuğu olarak o, eğitim ve öğrenimi süresince karşılaştığı her türlü güçlükle mücadele etmesini bilmiş ve önce ilköğrenimini ardından da 1867 yılında 15 yaşlarında iken Tanzimat döeminin modern eğitim kurumlarından biri olan rüşdiyeyi (Selanik Rüşdiyesi) başarıyla bitirerek ortaöğrenimini tamamladı. Ailesine malî katkıda bulunmak isteyen Şemsi, bir dükkânda çalışmaya başladı. Bununla yetinmedi. Dükkânda çalışması yanısıra rüşdiyeye devam edemeyenlere hususi dersler vermek suretiyle, Selanik´te ilk özel halk dershanesini kurmuş oldu “. Arapça ve Farsça yanında Fransızca da öğrenen Şemsi Efendi, 1869-1871 yıllarında Aynaroz´da gümrük idaresinde kâtip olarak çalıştı ve 1871´den itibaren de Selanik´te yeni açılan bir yabancı özel okulda Türkçe öğretmenliği yapmaya başladı. Ecnebi okuldaki çalışması onun hayatında bir dönüm noktası teşkil etti. Nitekim burada çalıştığı sürece çeşitli gözlem ve temaslarda bulundu. Okuldaki çalışma ortamının mükemmelliği meslekî yönden ufkunu genişletti. Bu çalışması esnasında onda, benzer şartlar ve yeni metodlarla Türk öğrencilerine öğretmenlik yapmak üzere bir ilkokul açma fikri doğdu. 1869 tarihli maarif nizâmnâmesinin 129. ve 130. maddeleri ecnebi ve gayr-ı müslim tebaa yanında müslüman Türklere de özel okul açma imkânı tanımaktaydı. Şemsi Efendi, bu imkândan yararlanarak bir ilkokul açma girişiminde bulundu. Kendisini bu konuda bazı öğrenci velilerinin teşvik etti ve birkaç meslekdaşı destekledi. O, halktan topladığı ianelerle işe koyuldu. Selanik Maarif Müdürü Radoviçli Mustafa Bey´in yardımlarıyla kendisine yeni bir okul açması için ruhsat verildi ve bir de bina tahsis edildi. Şemsi Efendi, 1872 yılında Selanik şehrinin Sabri Paşa Caddesi´ndeki Çarşamba Dergâhı adlı bir tekkenin karşısında bulunan tek katlı küçük bir binada okulunu açarak hizmete soktu. Daha sonra o, meslekdaşı Abdi Kâmil Efendi´yi öğretim kadrosuna dahil etti ve genişlettiği okuluna Şemsi Efendi Mektebi adını verdi. Şimdiki bilgilere göre Şemsi Efendi Mektebi, Cemiyet-i Tedrîye-i İslâmiye tarafından 1865 yılında İstanbul´da açılmış olan mektepten sonra, bir Türk tarafından Osmanlı memleketinde kurulan ilk özel okul olma özelliğini taşımaktadır. Şemsi Efendi´nin açtığı okul uzun ömürlü olmadı. Ancak kendisi, kapanan her okulunun ardından bir yenisini açmaya çalıştı. Bu arada Selanik´te kendisi gibi şöhret kazanmış bir eğitimci olan İsmail Hakkı Efendi ile beraber, Aktarönü´nde harap bir mescidi tamir ettirip okul haline getirdiler. Bu iki eğitimcinin beraberliği uzun sürmedi ve İsmail Hakkı Efendi, muhtemelen bir anlaşmazlık sonunda ortaklıktan ayrılıp yeni bir okul açtı. Şemsi ve İsmail Hakkı Efendilerin okulları, Selanik´te 1879 yılında öğretime başlayan Mekteb-i Terakki adlı özel eğitim kurumunun açılmasında etkili olduğu gibi her ikisi de adı geçen okulun kuruluşunda görev aldılar. Aynı mektebin kadrosunda bir ara bu iki arkadaştan ilki öğretmen, ikincisi ise hem muallim ve hem de müdür olarak bulunmuştur. Şemsi Efendi, 1880 yılı civarında açılan Şemsti´l-ma´ârif adlı özel okulu idare etmek üzere çağırıldığı İstanbul´a gitti. Ancak yaptığı görüşmeler olumlu bir sonuç vermeyince Selânik´e geri döndü. Şemsi Efendi´nin kurduğu özel okulların idari işleri, yalnız kurucu idarecilerin varlığına bağlı idi. Bu tür okulların genişletilmesi güç olduğu gibi yönetimi de zordu. Bunun başlıca sebepleri arasında malî imkânsızlıklar ve kaliteli öğretmenlerin azlığı sayılabilir. Aynı hususta kendisinin geçimsiz bir kimse olmasının da rolü olabileceğini unutmamak gerekir. Bu bakımdan Şemsi Efendi, kurduğu okulları uzun süreli devam ettirmedi. Ancak öğretmenlik mesleğine olan bağlılığı ve çocuklara duyduğu sevgi ve şefkat sonucu yılmadan yenilerini hizmete sokmayı başardı. Nitekim Atatürk´ün ilkokula başladığı 1887 yılı civarında, Şemsi Efendi´nin bu okulunu yeni açmış olduğu anlaşılmaktadır. Şemsi Efendi´nin Selanik´teki öğretmenliği, Balkan harbine kadar devam etti. Bu şehrin 8 Kasım 1912´de Yunan kuvvetlerine teslim olması üzerine, Şemsi Efendi, altmış yıl kadar yaşamış olduğu memleketinden ayrılmak ve İstanbul´a göç etmek mecburiyetinde kaldı. O, yerleştiği başkentte ilköğretim müfettişliğine tayin edildi. Yarım yüzyıla yakın bir süre Türk maarifine hizmet vermiş olan Şemsi Efendi, Eyüp (İstanbul) civarındaki Hazreti Halit´te 1917 yılında öldü. Kabri Üsküdar´daki Bülbülderesi Mezarlığı´ndadır. ÖĞRETMENLİĞİ VE EĞİTİMCİLİĞİ Tanzimat dönemi yeniliklerinden biri de maarif sahasında usûl-i cedîdenin uygulanmasıdır. Usûl-i cedide hareketi, Türk eğitim sisteminde yetersiz kalan gelenekçi ders araç ve gereçleri ile öğretim metodlarının terketilip, çağdaş ve daha etkili olanlarının kullanılmaya başlamasını ifade eder. Diğer yandan bu devirde yayınlanan pedagoji ve öğretim metodu hakkındaki ilk kitaplar da söz konusu hareketin içindedir. Önce 1848´den itibaren rüşdiyelerde tatbik edilmeye başlanan usûl-i cedide, olumlu sonuçlar verince, yirmi yıl kadar sonra ilköğretimde de uygulamaya sokulmuştur. 1869 senesinde maarif nizamnamesinin kabulünden sonra kurulmaya başlanan ibtidai mekteplere, usûl-i cedide mektebi denmesi yanısıra, sıbyan mekteplerinde tarih, coğrafya, hesap gibi derslerin okutulmasına ve sıra, öğretmen masası, karatahta, tebeşir harita ve benzeri araç ve gereçlerin kullanılmasına geçilmiştir. Bunlara ek olarak, seyrek de olsa bir kısım okullarda, okuma yazma öğretiminde, eski ve uzun uzun heceleme metodu olan usûl-i tehecciden vazgeçilerek harflerin seslerine dayalı ve kelimeyi doğrudan okuma yöntemi olan ve günümüzdeki bilinenden bilinmeyene gitme metoduna benzeyen usûl-i savtiye denilen bir yöntemin takbikine girişilmiştir. Usûl-i cedidenin uygulanmasına diğer yeniliklerin heme

1 cevap

0 oy
2 Mayıs 2012 enelhak (30,100 puan) cevapladı
Güzel paylaşım değerli Can. Teşekkürler...
Hoş geldiniz, Alevilik hakkında merak ettiğiniz herşeyi sorabilir veya sorulan bir soruyu cevaplayabilirsiniz.
...